A d @ b- Biyoloji Sitesi
  Hücre
 
HÜCREYE YOLCULUK

ÜNİTE SUNUMU  HÜCRE DERS ANLATIM VİDEOSU ÖSS'de çıkmış soruların çözüm Videosu
Değerlendirme: Örnek Yazılı Soruları Online Denemeler: -1 -2 -3 -4 -5-6 -7 -8  Test     Cevaplı Testler:1 -2 -3 - 4 -5 -6 -7 -8 -9

Canlıların en küçük yapı taşına hücre denir. Hücre ilk defa 1665 yılında Robert Hook tarafından şişe mantarı incelenmesi sırasında görülmüştür. Daha sonra alman bilim adamları şıvan ve şılaydın bitki hücrelerini inceledi. 1831 yılında brown hücre çekirdeğinin varlığını ispatladı. Ve hücre zarı çekirdek ve sitoplâzma olmak üzere incelenebileceği anlaşıldı. Bu bilgiler ışığında hücre teorisi geliştirildi. Buna göre
  1. Tüm organizmalar bir yada çok hücreden oluşmaktadır.
  2. Hücre en küçük canlıdır.
  3. Yeni hücreler var olan hücrelerin üremesiyle oluşur.
  4. Canlıların kalıtım maddesi hücrelerde saklıdır.
            Hücrelerin büyüklükleri arasında çok büyük farklılıklar yoktur. Ancak canlıların büyüklüğü hücre sayısının fazlalığı ile ortaya çıkar. Şekillerine gelince genel olarak bitki hücreleri köşeli prizmatik hayvansal hücreler ise küresel kabul edilir bununla birlikte hücrelerin şekilleri görevlerine göre değişiklik arz eder. Örn. Sinir hücresi çomak şeklinde sperm kuyruklu yumurta küresel kas hücreleri uzun incedir.
            Hücre basitçe hücre zarı, sitoplazma ve çekirdek olarak incelenebilir.
HÜCRE ZARI: hücreyi dış etkilerden korur. Hücreye belli bir şekil verir. En önemlisi de madde giriş çıkışını kontrol eder. Hücre zarının en önemli özelliği seçici geçirgen oluşudur.
Hücre zarı dışında bitki, mantar ve bakterilerde hücre duvarı bulunur. Hücre duvarının yapısı selülozdur bitkilerde buna ilaveten odun borularında lignin mantar tabakada (kabuk) süberin birikir. Bir hücreli (protozoa) canlılarda ise hücre zarının dış kısmında sertliği sağlayan pelikula bulunur.
            Hücre zarının temel yapısını fosfolipitler oluşturur. Suyu sevmeyen yüzleri birbirlerine bakacak şekilde suyu seven yüzleri de iç ve dışa dönük şekilde sıralanırlar. Yağların içerisine protein molekülleri serpiştirilmiştir. Bu yapı hareketlidir yani proteinlerin yerleri değişebilmektedir. Dolayısıyla bu yapı akıcı mozaiğe benzetilmiştir. Yağ tabakasını boydan boya geçen proteinlerin iç kısmında delikler (por) bulunur ve madde giriş çıkışını sağlar. Hücre zarının dış kısmında yer yer protein ve yağlara tutunarak glikolipit ve glikopeptitleri oluşturan karbonhidratlarda (glikokaliks) bulunur. Bu yapılar hem dışarıdan gelen maddeleri tanıyabilmekte hem de dışarıdan gelenlerin hücreyi tanımasını sağlamaktadır. Örn. Hormonlar hedef hücreleri bu yolla tanıyarak etkilerler. Glikokaliks hücrelerin birbirlerine tutunmasını sağlar. Örn. Dokuyu oluşturan hücreler

HÜCRE ZARINDAN MADDE ALIŞ VERİŞİ

HÜCRE ZARINDAN MADDE ALIŞVERİŞİ SUNUMU
Değerlendirme: 1-2-3

Hücre zarı bu görevini gerçekleştirirken öncelikle yapısında bulunan porlardan faydalanır. Porlardan yalnızca inorganik maddeler ve organik maddelerin monomerleri (yapıtaşları) geçebilir. Bu sırada hücre zarının seçici geçirgenlik özelliğe de göz ardı edilmemelidir. Bazı durumlarda gerekli maddeleri alıp verme sırasında enerjide kullanabilir buna göre aktif ve pasif taşıma olmak üzere iki kısımda incelenir.

Pasif   Taşıma: enerjinin kullanılmadığı taşıma şeklidir. Cansız hücrelerde de gerçekleşir.

Difüzyon: porlardan geçebilen maddelerin çok yoğun ortamdan az yoğun ortama doğru yayılmasıdır. Kelime manası olarak yayılmadır. Örn. Kolonyanın odada yayılması

Gerçekleşmesi için zarın canlı olması gerekmez. Difüzyon karşılıklı yoğunluk eşitleninceye kadar devam eder. Difüzyona uğrayacak maddelerde öncelik sırası şöyledir.

Su önce geçer

Küçük maddeler büyüklerden önce geçer

Nötr maddeler iyonlardan önce geçer.

Yağı eriten ve yağda eriyen maddeler diğerlerinden daha kolay geçer

Difüzyon hızını etkileyen faktörler

Maddenin hali: gaz  - sıvı – katı

Sıcaklık: doğru orantılı olarak etkiler

Molekülün büyüklüğü: ters olarak etkiler

Derişim farkı: doğru orantılı olarak etkiler.

Bazı büyük moleküller glikoz, amino asitler gibi yardımcı proteinler yardımıyla hücre içerisine alınır bu olaya kolaylaştırılmış difüzyon denir.

Osmoz: suyun difüzyonudur. Suyun çok olduğu yerden az olduğu yere doru geçmesidir. Hücreye göre çözelti üç durum arz eder. Ya yoğun (hipertonik) ya az yoğun (hipotonik) yada eşit (izotonik) yoğunluktadır. Hücre izotonik bir çözeltiye bırakılırsa hiçbir değişme meydana gelmez. İzotonik çözelti % 0,9’luk tuz çözeltisidir. Bu çözeltiye serum fizyolojikte denir. Eğer hücre hipertonik bir ortama bırakılırsa su kaybederek (plazmoliz) büzülür. Eğer  hipotonik ortama bırakılırsa su alarak (deplazmoliz) şişer. Hücre şişerek turgor durumuna geçer. İçeriye su girişi devam ederse patlar (hemoliz)

Hücre içindeki suyun hücre zarına yaptığı basınca turgor basıncı hücre dışındaki suyun zara yaptığı basınca da ozmotik basınç denir. Emme kuvveti = turgor basıncı – ozmotik basınç turgor basıncı ile ozmotik basınç eşitlenince su giriş çıkışı olmaz.

Bitki hücrelerine giren fazla su hücre çeperi bulunmasından dolayı patlamasına neden olmaz. Tersine bitkinin daha canlı görülmesine neden olur.

Aktif taşıma: enerjinin kullanıldığı taşıma şeklidir.

Bazı durumlarda difüzyonla alınan madde miktarı hücre için yeterli olmayabilir. Bu durumda hücre enerji harcanarak az yoğun ortamdan çok yoğuna doğru madde taşıması yapabilir. Bu olay hücrenin canlı olduğunun en büyük göstergelerindendir. Örn sinir hücrelerinde sodyum ve potasyum atomlarının zarın iki tarafındaki yoğunlukları çok farklıdır.

Endositoz: hücre zarındaki porlardan geçemeyen maddelerin hücre cebi oluşturularak içeriye alınmasıdır. Böylece oluşan besin kofulu lizozomla birleşerek sindirim kofulunun oluşturur. Sindirim sonunda gerekli maddeler sitoplâzmaya geçtikten sonraki durumuna boşaltım kofulu denir. Bu şekilde sıva maddeler alınıyorsa pinositoz katı maddeler alınıyorsa fagositoz denir. Hücre içi sindirim yapan hücrelerde gerçekleşir. Hücre çeperi bulunana hücreler endositoz gerçekleştiremez

Ekzositoz: büyük moleküllerin hücre zarının geri çekilmesi marifetiyle hücre dışına bırakılmasıdır. Enzim, tükürük, ter, süt salgısı gibi hücre çeperi bulunan hücrelerde ekzositoz yapabilir.
SİTOPLÂZMA:
HÜCRE DERS ANLATIM VİDEOSU- 2     HÜCRE ORGANELLERİ SUNUMU

            Hücre zarıyla çekirdek arasını dolduran yumurta akı kıvamında ve görünümünde yarı akışkan yarı saydam bir maddedir. Sitoplâzmayı bir atölyeye benzetebiliriz. İçerisinde
A)    (Ham maddeler) hücre için gerekli tüm maddeler: su amino asitler yağ asitleri ve çeşitli monomerler
B)    (İş makineleri) organeller
C)    (İşçiler) faal enzimler örn. Oksijensiz solunum enzimleri
D)    (mamul maddeler) enzimler, proteinler, hormonlar, sentez sonucu oluşan maddeler.
E)     (atık- talaş) faaliyetler sonucu açığa çıkan atıklar karbondioksit su gibi
sitoplazma hücre zarına parelel olarak rotasyon hareketini çekirdek ile zar arasınada ise sirkülasyon hareketini yaparak içeriğinin yer değiştirmesini sağlar.
Ribozom : zarsızdır. Prokaryotik hücreler dahil tüm hücrelerde bulunur. Protein senteziyle görevlidir.
Mitekondri: tüm ökaryotik canlılarda görülür. Oksijenli solunum yapar. Kendine has ribozom, DNA ve RNA’ya sahiptir. Bölünerek üreyebilir. Çift zarla çevrilidir. İç zarın kıvrımlarına krista denir. Solunum enzimleri burada bulunur. İçindeki sıvı kısma ise matriks denir.
Plastitler: fotosentez yapabilen ökaryotik hücrelerde bulunur. Mitekondrideki gibi kendine has ribozom, DNA ve RNA’ya sahiptir. Çift zarla çevrilidir.
a) Kloroplast:  İçerisindeki şekilli yapılara grana denir ve fotosentez yapımında etkin olan klorofil burada bulunur sıvı kısmına ise stroma denir.
b)Kromaplast: Bitkilerde yeşil ve beyaz harici renkleri oluşturur. Likopin kırmızı ksantofil sarı karoten turuncu rengi verir bu renklerin haricindeki çiçek renkleri koful öz suyunun asit ve baz olma durumlarına göre ortaya çıkar.
c) Lökoplast: bitkilerde besin depo görevi görür. Renksizdir. Nişasta yağ veya protein depolayabilir. Güneş ışığıyla karşılaştığında kloroplasta dönüşebilir.
Endoplazmik Redikulum (ER): hücre zarının içeri çökmesi çekirdek zarını meydana getirirken ER’yide meydana getirmiştir. Görevi hücre içi madde iletimi ve depolamadır. Üzerinde ribozom bulunan türüne GER bulunmayan türüne SER denir. Protein sentezini yoğun yapan hücrelerde GER yağ sentezini yoğun yapanlarda da SER bulunur.
Golgi : genelde çekirdeğe yakın ve bir adet bulunur. Görevi salgı yapmaktır. Ribozomlarda üretilen enzimleri zarla çevirir. Bu yapılara diktiyozom denir. Bu sırada yapılarında küçük değişiklikler yapabilir. ER’den türemiştir. Salgı yapan hücrelerde fazla görülür. Örn. bezler
Lizozom : içi sindirim enzimi dolu keseciklerdir. Zarla çevrilidir. Hücre içi sindirimi gerçekleştirir. Bazen patlayarak hücreyide sindirebilir. Buna otoliz denir. Embriyoda parmak aralarının oluşumu kurbağada kuyruğun kaybı bu yolla olur. Akyuvarlarda da bol bulunur.
Genelde hayvan hücrelerinde bulunur. Bitkilerde bulunan çeşidine fitolizozom denir. Spermin başında olanına akrozom denir.
Koful: bitki hücrelerinde bir tane ve büyük hayvan hücrelerinde birden fazla ve küçüktür. Atık maddelerin depolandığı yerdir. Bitkilerde büyük olmasının nedeni bitkilerin tam anlamıyla boşaltım yapamamasıdır. Bitki hücreleri atık maddeleri kristal haline getirerek kofulda depolar. Bitki hücrelerinde kofulun çok büyümesi çekirdeği kenara iter ve ölümüne neden olur. Kofullar üstlendikleri görevlere göre besin kofulu boşaltım kofulu sindirim kofulu ve depo kofulu kontraktil koful gibi isimler alırlar.
Sentrozom: sadece hayvan hücrelerinde bulunur. Merkezde iki sentriolden oluşur. Üremede iğ ipliklerinin bağlandığı yerleri oluşturur. Bir hücrelilerde görülen sil ve kamçı gibi hareket organları yapı bakımından sentriole benzer.

görüşüne göre mitekondri, kloroplast ve kamçı hücreye sonradan simbiyotik (ortak yaşam) olarak giren bakterilerdir.
 
ÇEKİRDEK
Hücreler çekirdek durumlarına göre ikiye ayrılır. Çekirdekli hücrelere ökaryot çekirdeksizlerde ise prokaryot denir. Çekirdekli hücrelerde çekirdekle beraber diğer zarlı organeller de bulunur. Prokaryotik hücrede çekirdeğin içeriği hücrenin orta kısmında zarsız biçimde bulunur. Bu tip hücrelerde sadece ribozom organeli bulunur. Prokaryotik canlılar bakteriler ve mavi-yeşil alglerdir. Bunun dışında memeli alyuvarlarında çekirdek yoktur. İlk meydana gelmesi sırasında olan çekirdek daha fazla oksijen taşıyabilmesi için çıkarılmıştır.
Çekirdeğin görevi hücreyi yönetmek ve kalıtımı yavru hücrelere aktarmaktır.
            Çekirdeğin yapısında sitoplazma benzeri bir sıvı olan karyoplazma DNA iplikçiklerinin proteinlerle sarılmasıyla oluşan kromotin iplik ve RNA yapısındaki çekirdekçik bulunur. Kromotin iplikler hücre bölünmesinde önce kısalıp kalınlaşarak kromozomları oluşturur. Çekirdek dıştan ER’nin devamı olan çift katlı bir zarla çevrilidir. Bu zar kısmen kesintiye uğrayarak polimerlerin geçebileceği porları oluşturur. Hücre zarındaki porlardan polimerler geçemezken bu porlardan rahatlıkla geçebilir. Çekirdek zarının dış kısmında ER’nin devamı olduğunu gösteren ribozomlar bulunur. Çekirdek zarı hücre bölünmesi sırasında ER’nin geri çekilmesiyle kaybolur. Bölünme sırasında çekirdekçiğin kaybolması ise DNA ile beraber kromozomların yapısına katılmasıyla olur.
Amipin çekirdeği çıkarıldığında amipin bir süre canlılığını devam ettirdiği bir süre sonra çekirdeksiz parçanın ve çekirdeğin öldüğü görülmüştür. 2. Deneyde ise iki farklı alg türünde çekirdek ve sitoplazma yer değiştirilmiş bir zaman sonra yeni hücre şeklini çekirdeğin belirlediği görülmüştür.
Kromozom sayıları canlı türleri içinde sabittir ve genellikle çifttir 2n’le ifade edilir. Bunun sebebi ise bir takımın anneden bir takımın babadan gelmesidir. Kromozom sayıları aynı olan canlı türleri olabilir bu hiçbir şey ifade etmez. Kromozom sayısının az veya çok olması o canlının gelişmişliği hakkında bilgi vermez. Biri anneden diğeri babadan gelen ve aynı karakterleri şifreleyen kromozomlara homolog kromozom denir. Bölünmeden önce DNA’nın kendini eşlemesiyle oluşan kromotitlere ise kardeş kromotid denir. Kromozomlar en iyi çekirdek zarı kaybolduğu için bölünmenin metafaz safhasında gözlenir. Kromozomlar kol uzunluklarına göre metasentrik, supmetasentrik, akrosentrik ve telosentrik olarak isimlendirilir. Bir canlıya ait kromozomların fotoğrafının çekilip homolog kromozomların boy sırasına göre dizilmesi ve numaranmasıyla kromozom haritaları (karyotip) hazırlanır.
Hücrelerimizde bulunan x ve y kromozomları cinsiyetimizi belirler. cinsiyet kromozomlarına gonozom diğerlerine otozom denir.
Hücre İskeleti: Hücreye şekil veren ve organizasyonu sağlayan yapılardır.
 
Mikroflamentler: aktin proteinlerinden oluşan sarmal demetlerdir. Kasların kısalıp uzamasını sağlar. Yalancı ayakların oluşmasında, hücrenin boğumlanmasında etkilidir. İnce barsaklardaki mikrovillusların yapısında da bulunur.
Araflamentler: hareketsiz kararlı yapılardır hücrenin sabitliğini sağlarlar.
Mikrotübüller: tübülin proteinlerinden oluşan içi boş yapılardır. Hücre şeklinin oluşması, organellerin yer değiştirmesi, kromozomların ayrılması, hücre çeperinde selüloz liflerin düzenlenmesinde görev alır. Sentriol, sil ve kamçılar miktotübül yapıdadır. Kamçı bir hücrede bir veya iki tane sil ise çok sayıda bulunur titreşerek hücrenin haraketini sağlarlar. Örnek: öğlena ve spermde kamçı, terliksi hayvan ve solunum borusu hücrelerinde sil bulunur.

 

 
Mantar Hücresi
Hücre çeperi
Selüloz
Kitin
Yok
Merkezi koful
var
var
yok
Plastid
var
yok
yok
Depo Şekeri
nişasta
glikojen
glikojen
Sentrozom
yok
yok
var


Prokaryot ökaryot hücrelerin karşılaştırılması

 
 
 
   

Sitene Haber Ekle
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=